2 Mart 2019
Bolu
Bütün çiçekleri severim ama kardelenleri bir başka… Asaletin, direnişin, özgürlüğün, temizliğin, saflığın simgesidir benim için onlar. Kardelen öncüdür. “İlk o fırlar lüverden” Arkamdan gelen var mı, diye bakmaz. Karakışa meydan okur, karı delerek uzatırlar güzelim başlarını. Onları karları delmiş görmek ve görüntülemek tutkusuyla, şubattan itibaren her hafta sonu Abant’a gitmeye çalışırım. Çoğunlukla görür, görüntülerim. Bu kez yoğun karın altında kalmış olmaları nedeniyle elim boş döndüğümü düşünüyordum ki, dere kenarında erimiş karın arkasından bütün görkemleriyle salınan kardelenlerim selamladılar beni.
Hakan Bakan
3 Mart 2019
Mendenhall Buzulu, Juneau, Alaska
Buzuldaki mağaraya giriş zordu. Emeklememiz gerekti ki tam o anda bu geçitin “Delirmiş olmalıyım geçiti” olarak adlandırılması gerektiğine karar verdim. Israrımızın karşılığında ödüllendirildik.
Ice cavern at the Glacier. Access was difficult – we had to crawl in, at which point I decided it should be named the “I gotta be nuts passage.” Persistence was rewarded.
Peter Metcalfe
4 Mart 2019
Juneau, Alaska
Sonunda dağ keçileri onları fotoğraflayabileceğim kadar aşağıdaydı. Yavrular burunlarını birbirlerine dokunduruyor.
Finally the goats were low enough to get some images. Kids touching noses.
Anneanne şimdiden tüy dökmeye başlamış.
Nanny is already shedding
Jos Bakker
5 Mart 2019
Melbourne, Avustralya
Maribyrnong* Nehri kenarında yaptığım yürüyüşten…
Koalaların dallarında yaşayıp yapraklarından beslendikleri, rengarenk papağanların ve kuşların ise çiçeklerinden beslenirken üzerinde sevinç çığlıkları atarak bayram yerine çevirdikleri okaliptüsler…Avustralya’da “gum tree” olarak da adlandırılan bu muhteşem ağaçların gövdeleri zamanla o kadar güzel renklere bürünüyor ki, eline fırça ve tuval alarak resimlerini yapma isteği uyandırıyor insanda.
*”Maribyrnong” kelimesi, Aborjin dilinde “Tuzlu Su Nehri” anlamına geliyor.
Melda Turan Doruk
İstanbul
Kaba inşaat bitti, sıra incesinde… sabreden evin kapısını görür, kuyruğun hooop kayboluverdiği yerde…
https://www.facebook.com/gevher.gokceacar/videos/2345704725648030/
Gevher Gökçe
Yalıkavak, Bodrum
Doğa yürüyüşleri yaparken objektifime takılan güzellikler…
Semiha Koç
Selçuk
Bugün anneannem telefonda kız kardeşine buraları anlatırken “Her yer sade papatya” dedi. “Sade” kelimesini “yalnızca, yalnız” anlamında hiç kullanmam ben, “sadece” derim. Yalnızca eski nesillerin değil, genel olarak insanların hangi kelimeleri tercih ederek konuştuklarına dikkat etmek, çok ilginç oluyor. Karakterimize açılan kapılardan birisinin nasıl, hangi kelimelerle konuştuğumuz oluşu sır değil elbette ancak bu açıdan elimizdeki hazinenin pek de farkında değiliz sanki. Var olan seçenekler içinden hangi kelimeyi tercih edişimizin kulağımızla, müzik beğenimizle ne kadar ilgisi var acaba?
Özgür Keşaplı Didrickson
Çamlıbel, İzmit
Cornus
mas (Erkek kızılcık; Cornelian cherry dogwood).
‘Mas’ Latince adam demek, ancak burada
kastedilen bitkinin cinsiyeti değil, çiçekler hermafrodittir nitekim; Romalılar
bu bitkinin meyvelerinin yenilebilir olduğunu ifade etmek amacıyla adam
kızılcığı (cornus mas pumilio) demişler. Neticede diğer kızılcık türü C.
sanguinea (biz ona kiren deriz) meyveleri de yenebilir ama emetik (kusturucu)
etkilidir. Oysa bunun meyveleri pek leziz ve C vitamini deposudur.
Hüseyin Doğan
Sayın Hüseyin Doğan’ın kızılcıkla ilgili facebook paylaşımının altında gelişen yazışmayı, ilginizi çekeceğini düşünerek olduğu gibi aktarıyoruz;
Hüseyin Doğan: “Gönderdiğim çoraplar, ayağına oldu mu?”
Özgür Keşaplı Didrickson : Ben de geçen gün Tülay German‘ın “Burçak Tarlası” albümünü dinlemiş ve bu şarkıyı çok güzel, farklı yorumladığını düşünmüştüm yeniden. Onunkinden esinli görünen ama çok kendine özgü bu yorumu da beğendim. Hiç bilmediğim bir grup. Paylaştığınız için sağ olun. Bu arada bizim sanat örgütümüzün “Kızılcık Sopası” isimli bir köşesi var. Esnek olması ve az güçle savrulsa bile çok can yakması nedeniyle de dayakta kullanıldığını okumuştum. Bu sopayla ve “kızılcık sopası” deyişinin ne anlamda kullanıldığıyla ilgili olarak sizin aktarabileceğiniz başka şeyler varsa öğrenmek isterim. Teşekkürler.
H.D : Teşekkür ederim 🙂 Kızılcık sopası ile ilgili aktardıklarınız doğru, “esnekliği, dayanıklılığı, aerodinamik yapısı, doğada kolay bulunması ve kolay işlenmesi, caydırıcı olması vb” nedenlerle kullanılmış. Kızılcık sopasına batıda da aynı “amaç”la başvurulmuş. Ayrıca ilkçağ silahlarının yapımında da yoğun olarak kullanılmış. Beri taraftan Batı’da “kızılcık sopası” kavramının karşılığı Ferula communis (Çakır otu)’tir. Ferula Latince “vurmak” anlamına gelir ve Juvenalis ve Martialis gibi kalburüstü eğitimci yazarlar, Ferula’nın okul yöneticileri tarafından öğrencileri “disipline etmek” amacıyla kullanıldığını aktarır.
Ö.K.D :Silah yapımında da kullanılmış olmaları çok ilginç. Tüm bu bilgiler üzerine aklıma Bruce Lee’nin bambuyla dövüşmesi geldi 🙂
H.D : 🙂 Evet, hatta Antik Çağ’da kızılcık odunu, silah anlamına geliyordu. Cirit ya da mızrak gibi…
Ö.K.D : Gerçekten ilginç. Bunları bir sonraki günlükte kesin paylaşmalı 🙂
H. D : 🙂 Olur, çok keyifli olur.
Ö.K.D’nin notu: Ferula cinsine ait en azından bir tür bitkiye Selçuk’ta çok rastlıyoruz. Boyumdan uzun oluşu çok dikkat çekici. Çiçeklerinin patlamamış hali de ayrıca ilginç bir görüntü oluşturuyor. Yukarıda Semiha ablanın Yalıkavak fotoğrafında da Ferulardan birisi var. Belki bunlar da F. communis idi, daha ayrıntılı bakmalı. F.communis’e dilimizde “atkasnağı” da deniyormuş.
https://www.turkiyebitkileri.com/tr/foto%C4%9Fraf-galerisi/view-album/475.html
7 Mart 2019
İzmir
Kuşlara iyi bakın. Yaralı görürseniz veterinere götürünüz.
Bu güzel videoyu çeken de, kuş sevgisini böyle dile döken de, Dirimbilim Günlüğü ailemizin 7 yaşındaki üyesi Demir Dikmen.
İstanbul
Moda sahilde, bir köşede öbeklenmiş, kendini hemen fark ettiren, insanın gözlerini ayıramadığı Japon ayvası’nı ve bu öbeği birazdan söküp götürecekler de çiçeklerinden mahrum kalacakmış gibi telaş içinde öz alan bir tür bombus arısını paylaşmak istedim.
Mustafa Bilgin
8 Mart 2019
Arizona, Amerika
Fotoğraflarını çekmeden geçemiyorum yanlarından.
Just can’t pass by these without getting a pic.
Susan Knauer-long
10 Mart 2019
Selçuk
Sıcakta çıkmayı sevmiyoruz ama dün ışık azalırken gördüğümüz, benim bir tür salep olduğunu düşündüğüm o muhteşem bitkiyi daha iyi fotoğraflamak için öğlen attık kendimizi papatyalı komşu tepeye.
Pazar günü öğle vakti olduğu için şimdiye dek görmediğimiz kadar çok insan vardı. Çoğu papatya ve/veya ot topluyordu. Selçuk’ta pek çok insanın papatyadan taç yapıp, taktığını geçen sene sevinerek öğrenmiştim. Apartman duvarlarının üzerine oturmuş taç ören kızların görüntüsü çok hoşuma gitmişti. Bu senenin ilk taçlarını bugün görmüş oldum. Birkaç genç kız çok güzel örülmüş taçlarla dolaşıyor, kimisi taç yapmak için papatya topluyordu. Çocukların bile dilindeydiler; “bu taç bana büyük, kafamdan düşüyor!”…
İşaretlediğimiz yerde bulduk salebi. Bir tür arısalebiymiş (Ophyrs sp.)
Hem muhteşem arısalepleriyle tanışmak hem de bizim fotoğrafladığımız türün hangisi olduğuna kendiniz de bakmak isterseniz;
https://www.turkiyebitkileri.com/tr/foto%C4%9Fraf-galerisi/view-album/4420.html
Kelebeklerin sayısı ve görünürleri ne kadar da hızla artıyor. Beyazlar dolanıyordu her yerde. Yılın ilk mavisini ve sarısını da bugün gördük. Mavisi bir ara bir çirişin üzerine kondu.Heyecanla takıldık kelebeklerin peşlerine ama nerdeyse hiç durmadan uçuşup durdular. Bir yere konmalarını dileye dileye peşlerinde dolandık. Annemin “Hadi bi yorulun” demeleri, sonunda bizim yorulmamız, daha doğru deyişle kelebek fotoğrafı çekmekten vazgeçmemizle sonuçlandı. Yine de onlarla arasında özel bir iletişim kurduğuna iyice inandığım annem, bir tür melek ve bir tür zıp zıp kelebeğinin fotoğrafını çekmeyi başardı. Fotoğraflar, özellikle bizim gibi amatör kelebekseverler için etrafımızda uçuşan ama desenlerini tam olarak seçemediğimiz türlerin hangileri olduğunu anlamamızı sağladığı için çok önemli oluyor. Yılın ilk mavi kelebeğini de gördük. Bir ara çirişlerden birinin üzerine kondu. Bir tane de sarı kelebek uçuyordu. Hangi türlerdi bilemiyorum ama onları görmek iç kıpırtılarımızı arttırdı.
İnsanın kendini doğaya atmasının en güzel yanı bir canlıdan diğerinin dünyasına kolayca geçebilmek oluyor. Kelebekleri uzaktan izlemeye karar verdikten sonra bitkilerin arasına dalınca böceklerin de dünyasına girmiş olduk. Örümcekler, çekirgeler derken kırmızı bir böcek dikkatimi çekti. Meğer biz ona bakarken o da bize bakıyormuş!
Bu türün hangisi olabileceğini bulmak ve/veya bu aileden size tanıdık gelen diğer türlerin isimlerini öğrenmek için;
Bugün papatya okyanusunun müdavimlerinin başında bebek çekirgelerin geldiğini de keyiflenerek gördük. Öyle küçükler ki kaç kere avucuma almaya çalışsam da başaramadım. Avucumda bir kıpırtı hissetmemle hissetmemem bir oluyor, buldukları minicik bir aralıktan kaçıyorlardı. İyi ki fotoğraflanmaya izin veriyorlar biraz. Annem papatya yiyen birini videoya almayı da başardı;
Bu bahar coşkunluğu içindeyken o da coşmasa olmazdı tabii, sevgili düşgücüm, çağrışımların, dalgınlıkların hepsine kucak açan düşgücü…Aaa otların arasında bir avize….Aaa “Come as you are” şarkısı… Turnagagasıgillere (Geraniaceae) hayranım.
Otların arasındayken düşündüm de sanırım avizeden çok şamdana benziyor bu bitki. Eve gelip klibi uzun süre sonra yeniden izleyince bir de ne göreyim, Kurt Cobain‘in üzerinde sallandığı mumlu bir avizeymiş! “Come as you are/Olduğun gibi gel” şarkısına ışınlanmıştım ne de olsa…
Özgür Keşaplı Didrickson
11 Mart
Selçuk
Bu sene ilk kez İzmir Havaalanı’na giden minibüsün penceresinden görecekmişim meğer, St. Jean yokuşunun başındaki leylek yuvasının da dolduğunu…
Özgür Keşaplı Didrickson
12 Mart 2019
Erzurum
Papatya ve anemon diyarı Selçuk’tan gelen teyzemiz bir anda kızakla kayarken buldu kendini.
Özge Keşaplı Can
Üniversiteye kadar kar yağmayan yerlerde yaşamış biri olarak Juneau’da (Alaska) ara sıra, içimde bir tutam bıkkınlıkla “Nisan ortasına kadar kar…nisan ortasına kadar kar” diye diye yürürdüm patikalarda. Şimdiyse karsız geçen kışları çok eksik hissediyorum. Masalsı dokunuştan mahrum kalıyor ağaçlar, gökyüzü, berelerimiz…Bu yüzden Erzurum benim için hem yeğenlerimle, hem de büyülü kış mevsimiyle kavuşmak demek. Sağ ol Erzurum!
Papatya beyazından kar beyazına mevsimlerde yolculuk yaptığım şu günlerde 1 Mart 2011’de Juneau’da (Alaska) yaşarken defterime düştüğüm not aklıma geldi.
“Kar ve sarkıtlar…Olsun, yine de güzel, yine de bahar” diye yazmışım. Varlıklarından bir şekilde haberim olduğundan beri sarkıtları çok seviyorum. Binalardan çok ağaçların, kayaların üzerinde oluşanlarıın büyüleyici olduğunu Alaska’da öğrenmiştim mutlulukla. Bir keresinde kapının hemen dışındaki bir ağacın üzerinde oluşmuştu sarkıtlar. Birbirine çarptıklarında, aşağıdaki buzun üzerine düşüp kırıldıklarında çıkan eşsiz seslere, müziğe bayılmıştım. Bu sesi unutmamak için videoya almıştım;
13 Mart
Erzurum
Güney Afrika açıklarında şnorkelle sardalya akınını izleyen bir araştırmacı, bir anda kendini bu balık ziyafetinde beslenen balinanın ağzında bulmuş! Bu balina ülkemizde olmayan bir tür balenli balina. Ağzında diş olmayan, bir tür süzgeç görevi gören balenlerle beslenen balinalardan. Bu balinalar çok küçük deniz canlılarıyla besleniyor. İçinde besinlerinin yüzdüğü çok büyük miktarda okyanus suyunu ağzına alıyor, sonra ağızlarını kapatıp suyu dışarı püskürtüyorlar. Fırçamsı balenlere takılan besinler ağızlarının içinde kalıyor.
Balina tuhaf durumu fark eder fark etmez ağzını açıp adamı bırakmış. Adam balinanın ağzından, tonlarca olduğu hissine kapıldığı büyük miktarda suyla birlikte dışarı akmış. Adamın hiç bir yerine zarar gelmemiş, kemikleri kırılmamış. Makinesine bile zarar gelmemiş.
Balina bunu yanlışlıkla yapmış ve hemen ağzından çıkarmış olsa da adam boğularak ölmüş olabilirdi. İyi ki ölmemiş ve balinaların insanları yemediğinin kanıtlarından birisi olmuş. Herhangi bir zarar görmediği için dalgıcın bu deneyimden keyif bile almışa benzemesi sayesinde bu inanılmaz fotoğrafa- biraz da hak ettiği gibi- rahatça gülerek bakabileceğiz.
Aslında balinaların yanlışlıkla benzer durumlara yol açmaları nadiren de olsa yaşanıyor. Hiç biri ölümcül olmasa da yaralanmalar olabiliyor.
Özgür Keşaplı Didrickson
14 Mart
Rio Galisteo, New Mexico
Çok kuru ama güzel bir toprak parçasının görkemli, muhteşem görüntüsü.
A glorious, gorgeous image of a very dry but beautiful land.
Rebecca ODeaghaidh
Datça
Gün doğar, ışık saçar
Deniz nameler mırıldar
Kuşlar, çiçekler coşar
Datça’da bahar başlar
Nurşen Çarga
15 Mart 2019
Datça
Karşıda Simi
yanında huzur
Nurşen Çarga
Burhaniye, Balıkesir
Arkadaşım Leyla’nın Mart başında gönderdiği, kumsalımızın sapsarı çiçeklerle kaplandığını gösteren o inanılmaz fotoğraftan sonra memlekete gelir gelmez ilk işim kendimi sahile atmak oldu. İki farklı türden sarı çiçeğin hakim olduğu bu halı gerçekten harika görünüyordu. Yer yer mavi sümbüllerin başını yükselttiği, beyaz kelebeklerin içinde coşkuyla dans ettiği bu çiçek diyarını seyre doyamadım.
Kumsala sarı rengini veren 2 çiçekten birisi portakal nergisi (Calendula arvensis) diğeri ise bir tür hıdrellezotu (Hypecoum sp). Sarıya mavi katan sümbülgillerden çiçekler ise bir tür Müşkürüm (Muscari sp).
http://dogalhayat.org/turler/calendula-arvensis-portakal-nergisi/
https://www.turkiyebitkileri.com/en/photo-gallery/view-album/4606.html
https://www.turkiyebitkileri.com/tr/foto%C4%9Fraf-galerisi/view-album/766.html
Perihan Keşaplı
17 Mart 2019
Almanya
Yaşadığım Krefeld şehrinin botanik bahçesinin girişinde bulunan bu çınarlar (platanen) özel olarak böyle bodur budanır yıllardır. Amaç, yapraklardan oluşan kocaman bir şemsiye-gölgelik elde etmekmiş!
Perihan Yalın-Michels
Burhaniye, Balıkesir
Zeytin budama zamanı…
Erzurum
Günlüğümüz için resim yapmaya hazırlanan Defne’nin “Teyze, tilki kedi kardeşlerden mi?” diye sorması çok güldürdü beni. “Kedigiller” ya da herhangi bir “-giller” söz konusu olduğunda bu ana gülümserim artık.
Ablası Rüzgâr’ın da katılmasıyla üçümüz bir de tilki şarkısı yazdık, besteledik. Rüzgâr sonra piyanoda notalarını çıkarmaya çalıştı. Defne’nin bir kağıda şarkının sözlerini yazıp, ablasının önüne, nota defterinin yerine koyması yine çok güldürdü beni. Yeğenlerimle bir tilkinin izini resimde, şiirde ve müzikte sürmek çok keyifliydi, iyi ki daha bir sürü kedi, köpek, balık, kuş kardeş var birlikte yolculuğa çıkabileceğimiz.
bir küçük tilki
ne kadar da sevimli
karlarda hopluyor
kırlarda oynuyor
ne de iyi yapıyor
bizi mutlu ediyor
Defne-Rüzgâr-Özgür
………….
Not: Kuş türleri için trakus.org, kelebek türleri için trakel.org adresine bakabilirsiniz. Bitkiler konusunda Facebook’taki Flora grubu dışında, turkiyebitkileri.com adresinden yararlanıyoruz. Sürüngenlerden mantarlara, genel olarak yaban hayatla ilgili bilgi edinmek, gözlemlediğiniz türlerin hangisi olduğunu öğrenmek için dogalhayat.org adresine danışmanızı öneririz.
…
Azizm Sanat Örgütü olarak doğadan zannedildiği kadar uzak olmadığımızı düşünerek, bu düşüncenin yarattığı umutla “Dirimbilim* Günlüğü” köşesini açmaya karar verdik.
Dirimbilim Günlüğü’nün her yaştan herkesin katkısıyla oluşmasını arzuluyoruz. Günlüğümüzde yer almak için yer ve tarih bilgisiyle bize gözlem ve düşüncelerinizi aktarabilirsiniz. Notlarınıza fotoğraf, çizim, video da ekleyebilirsiniz.
Bizi birleştireceğini, yaban hayata olan sevgimizle güç birliği yapmamızı sağlayacağını umduğumuz günlüğümüze katkılarınızı bekliyoruz. Notlarınızı dirimbilimgunlugu@gmail.com adresinden yayın kurulumuza gönderebilirsiniz.
* “Dirim” kelimesi “yaşam” demek. “Dirimbilim” de “Yaşambilim” yani “Biyoloji” demek. “Dirim” kelimesinin doğanın içindeki müziğe ve şiire de göz kırpan bir kelime olduğunu düşündüğümüz için günlüğümüze bu ismi verdik.